Aydın, aktif fay hatları üzerinde yer alan ve deprem gerçeğiyle yüzleşmek zorunda olan iller arasında bulunuyor. Son dönemde sıklaşan artçı depremler, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşırken uzmanlar, asıl riskin depremin kendisinden çok dayanıksız yapılaşma olduğuna dikkat çekiyor.
Jeoloji Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilcisi Salih Kaymak, son dönemde yaşanan artçı depremleri “olağan bir süreç” olarak değerlendirdi. Kaymak, Aydın’ın Büyük Menderes Grabeni üzerinde yer aldığını belirterek, bu yapının doğası gereği sürekli deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.
ARTÇILAR OLAĞAN, RİSK DEVAM EDİYOR
Kaymak, “Bölgemiz eğim atımlı faylardan oluşan bir graben sistemi üzerinde bulunuyor. Bu faylar belirli periyotlarla enerji boşaltır. Bu nedenle küçük sarsıntılar beklenen ve olması gereken hareketlerdir” dedi.
Deniz açıklarında yaşanan son artçıların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kaymak, şu an için yüksek bir tehlike görülmediğini ancak bölgenin büyük deprem potansiyelinin devam ettiğini vurguladı.
“BÜYÜK DEPREM POTANSİYELİ VAR”
Aydın ve çevresinin deprem üretme kapasitesine dikkat çeken Kaymak, özellikle kuzey hattındaki fayların önemine işaret ederek, “Denizli’den başlayıp Söke-Balat hattına kadar uzanan kuzey fay zonu parça parça kırılabilecek bir yapıdadır. Bu hat üzerinde yüksek büyüklükte bir deprem bekliyoruz” dedi.
Bölgedeki fayların aktif olduğuna değinen Kaymak, bu durumun hem risk hem de doğal bir süreç olduğunun altını çizdi.
OVADA YAŞAYANLAR DAHA FAZLA HİSSEDECEK
Aydın’daki riskli bölgelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kaymak, yerleşim yapısının büyük ölçüde ova üzerine kurulu olmasının önemli bir dezavantaj olduğunu söyledi.
Kaymak, “Aydın şehir merkezi ve yeni yerleşim alanları genellikle tarım arazileri üzerine kurulu. Bu alanlar suya doygun ve sıvılaşmaya uygun zeminlerdir. Deprem dalgaları bu tür zeminlerde daha fazla hissedilir” dedi.
Bu nedenle olası bir depremde en fazla etkilenecek kesimin ovada yaşayan vatandaşlar olacağını belirtti.
Deprem etkisinin daha yoğun hissedileceği bölgeleri de sıralayan Kaymak, özellikle kuzey fay hattı üzerindeki yerleşimlerin dikkat çektiğini ifade ederek, “Buharkent’ten başlayıp Nazilli’ye, oradan Aydın merkeze, Germencik ve Ortaklar’a kadar uzanan hat, enerjinin yoğun olduğu ve ilk kırılmanın olabileceği bölge olarak öne çıkıyor” dedi.
Güney kesimlerdeki fayların ise daha eski ve görece daha az enerji barındırdığına dikkat çekerek, bu bölgelerde daha düşük deprem potansiyeli beklendiğini belirtti.
JEOTERMAL: ZENGİNLİK VE RİSK BİRLİKTE
Aydın’ın jeotermal kaynaklarıyla öne çıkan bir bölge olduğunu hatırlatan Kaymak, bu durumun fay hatlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.
Kaymak, “Büyük Menderes Havzası, dünyada benzeri az bulunan jeolojik yapılardan biridir. Faylar, yer altındaki sıcak suların yüzeye çıkmasını sağlar. Bu da bölgeyi jeotermal açıdan zengin kılar” dedi.
Ancak bu zenginliğin bazı riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Kaymak, yeraltı sularında doğal kirlenmeler yaşanabileceğini ve kaynakların dikkatli kullanılması gerektiğini vurguladı.
“SORUN DEPREM DEĞİL, YAPILAŞMA”
Aydın’daki en büyük tehlikenin deprem değil, depreme dayanıksız yapılaşma olduğunu söyleyen Kaymak, “Deprem bir doğa olayıdır. Asıl sorun, buna hazırlıksız yakalanmamızdır. Dayanıksız binalar ve plansız şehirleşme en büyük risk faktörüdür” ifadelerini kullandı.
2020 yılında hazırlanan raporlarda da bu risklerin detaylı şekilde ortaya konduğunu belirten Kaymak, vatandaşların bu verilere erişebileceğini söyledi.
FAY YASASI ÇAĞRISI
Jeoloji mühendislerinin uzun süredir dile getirdiği “fay yasası” talebini de yineleyen Kaymak, bu düzenlemenin hayati önem taşıdığını belirterek, “Fay hatlarının mikro ve makro ölçekte belirlenmesi, bu alanlarda koruma zonlarının oluşturulması ve yapılaşmanın buna göre planlanması gerekiyor” dedi.
Riskli yapıların denetlenmesi, güçlendirilmesi ya da yıkılması gerektiğini vurgulayan Kaymak, bilimsel ve mühendislik temelli çözümlerin şart olduğunu ifade etti.
“DEPREM DEĞİL İHMAL ÖLDÜRÜR”
Depremin kaçınılmaz bir gerçek olduğunu hatırlatan Kaymak, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini söyledi.
Kaymak, “Deprem, gezegenimizin yaşadığının bir göstergesidir. Ancak can kayıplarının nedeni deprem değil, ihmaldir. 1999’da bunu yaşadık, sonrasında da yaşamaya devam ettik. Artık ders çıkarma zamanı” diye konuştu. (İREM AKCAN)
























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.