• 27 Mayıs 2026, Çarşamba

Bayram Bayram Olalı…

Bayram yaklaşırken insanın içi başka türlü olurdu eskiden… Son alışveriş telaşı, çocukların bayramlık heyecanı, kurulacak sofralar, yapılacak ziyaretler… İnsan biraz yorulsa bile içinde tatlı bir huzur taşırdı.
Bu yıl çoğumuz o hissin yanına bile yaklaşamadık. Ekonomik kriz zaten uzun zamandır insanların belini büküyor. Pazara çıkan da, kirayı düşünen de, çocuğuna istediğini alamadığı için dertlenen de aynı ağırlığı taşıyor. Yetmezmiş gibi, sokakta gördüğümüz şiddet dili, bitmeyen gerginlik ve her güne başka bir tartışmayla uyanmak da insanın ruhunu yoruyor.
Ama son birkaç gündür yaşananlar, toplumdaki yorgunluğun başka bir seviyeye çıktığını gösterdi.
Biz neler yaşadık öyle…
Nasıl bir haftayı geride bıraktık…
Bir “butlan”dır aldı yürüdü; “mutlak butlan” diye bir kavram hayatımıza girdi. Binlerce öğrencisi bulunan, Türkiye’nin önde gelen vakıf üniversitelerinden biri kapandı, üç gün sonra yeniden açıldı… Büyük büyük olaylar oldu. Toplumun en azından yarısının oy verdiği bir partiyi ilgilendiren önemli gelişmeler yaşandı. Kapanıp açılan bu üniversitenin öğrencileri, akademik ve idari kadrosu üç günlüğüne de olsa ne yapacağını şaşırdı, çaresiz hissetti. Ayrıca kimsenin de “Benim üniversitem değil” ya da “Ben o partiyi desteklemiyorum zaten” diyerek kenara çekilebildiğini sanmıyorum. Çünkü siyasetin ve yönetimin en üst noktalarında yaşanan olağanüstü gelişmelerin önce ekonomiyi, ardından da o ülkede yaşayan herkesi etkilememesi mümkün değil.
Bir ülkede kurumlar bu kadar kırılgan görünmeye başladığında, toplum da kendini güvende hissedemiyor. Hepimiz “Yarın ne olacak?” kaygısıyla yaşamaya başladık.
Geçtiğimiz günlerde siyasette yaşanan görüntüler de bu hissi daha da büyüttü. 
Bir ülkenin ana muhalefet partisinin genel merkezi önünde yaşanan gerginlikler, kullanılan sert müdahale görüntüleri, siyasetçilerin kendi binalarını korumaya çalışması… Bunlar “normalleşmemesi” gereken görüntüler. Kimden yana olursak olalım, içimize oturan, gün be gün sürekli gerilim üreten bir ülkeye dönüştüğümüzü görmek… 
Siyasetin görevi gerçekten bu değil…  Neredeyse her gün yeni bir kriz başlığıyla uyanıyoruz. Muhalefetin mücadelesi de, iktidarın tavrı da, toplumun beklentisi de birbirine karışmış durumda. Oysa vatandaş olarak hepimizin beklentisi daha sakin, öngörülebilir ve hukukun en üstte olduğu bir ülke. 
Kimse sabah başka bir gündemle uyanıp akşam bambaşka bir ülkede yaşıyormuş gibi hissetmek istemez. Bir mucize değil, normal bir hayat istiyoruz sadece: Normal bir gündem. Normal işleyen kurumlar. Normal bir hukuk düzeni. Ve biraz huzur. Bayrama yakışır cinsten… 
Kurban Bayramımız kutlu olsun!

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.